Kaçırılan Süryanilerin kimliği belli oluyor

Kaçırılan Süryanilerin kimliği belli oluyor
Türkiye ve yurt dışında yaşayan Süryani Aydın ve aktivistlerin tartışma grubu Platform Turabdin, inançları Hristiyan diye ve anavatanlarını terk etmeyen Asuri, Süryani ve Keldani halkının bedel ödediğini belirterek, kardeş halklardan yardım talep ettiler.

Evrensel.net’in haberine göre, IŞİD’in Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırındaki Habur Nehri boyunca yer alan Süryani köylerinde kaçırdığı Süryanilerin sayısı giderek artıyor.

Uluslararası Asuri haber Ajansı (AINA) son olarak sayının 373’e çıktığını yazdı. Haseke eyaletindeki Asuri yetkililere dayandırılan haberde kaçırılanların 150’sinin kimliğinin de belirlendiği belirtildi.

Haberde rehin alınan bazı Süryanilerin öldürüldüğü bilgilerinin geldiğine yer verilirken, Til Temir’deki Asuri savaşçıların verdiği bilgilere göre IŞİD; Til Goran, Til Shamiran ve Til Jazira köylerinden çekildi.

Öte yandan bölgede Süryani Askeri Meclisi’nin ve Kürt YPG/YPJ güçleri ile IŞİD arasındaki çatışmalar da sürüyor. YPJ Komutanı Nesrin Abdullah dün, Til Hemis’te IŞİD için stratejik öneme sahip köylerin “tamamen temizlendiği”ni açıklamıştı.

‘Kardeş halklardan ve medeniyet yolunda yürüyen tüm yönetimlerden acil olarak yardım bekliyoruz’

Türkiye ve yurt dışında yaşayan Süryani Aydın ve aktivistlerin tartışma grubu Platform Turabdin, “IŞİD kaynaklarına bakıldığında Kobanê’nin intikamını almaya çalıştıkları anlaşılmaktadır. Ayrıca stratejik anlamında Türk sınırındaki bu bölgenin ele geçirilmeye çalışılması kendilerine lojistik bir koridor açmaya çalıştıklarını gösteriyor. Bu cihatçılara kırmızı halı seren ve onlara yardım ve desteğini esirgemeyen yönetimlerin tüm bu katliam ve vahşette payları vardır” açıklaması yaptı. Yazılı açıklamada, daha Mısır ve Libya’ya ekmek kazanmak için çalışmaya giden 21 Kıpti Hıristiyan işçinin kanı kurumamışken, insanlığın yeni bir IŞİD vahşeti ile karşı karşıya olduğu belirtildi.

“İnançları Hıristiyan diye ve anavatanlarını terk etmiyorlar diye Asuri, Süryani, Keldani halkı bir kez daha bedel ödüyor. IŞİD’in Ninova, Şengal, Kerkük, Kobanê etnik temizlik hareketi bu defa Habur’da kara yüzünü gösteriyor. Asuri, Süryani, Keldani halkı, tüm kardeş halklardan ve medeniyet yolunda yürüyen tüm yönetimlerden acil olarak yardım, dayanışma ve destek beklemektedir. Her şeyin sonunda düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız” denildi.

Habur bölgesindeki Süryani köyleri, 1933’te Irak’ta yaşanan Simele katliamından kaçarak buraya yerleşen Süryanilerin kurduğu yerleşimlerdi.

Stratfor: AB dağılacak Türkiye yükselecek

Stratfor: AB dağılacak Türkiye yükselecek
Gölge CIA olarak bilinen ABD’li düşünce kuruluşu Stratfor, dünya siyasetine dair önümüzdeki 10 yıllık öngörülerde bulundu. Buna göre AB dağılacak, Türkiye ise yükselecek

ABD’li düşünce kuruluşu Stratfor, önümüzdeki 10 yıllık dünya siyasetini öngören yeni raporunu yayımladı. Aynı zamanda “Gölge CIA” olarak anılan Stratfor’un raporuna göre Avrupa Birliği’nin (AB) geleceği hiç de parlak değil. Raporda AB’nin 10 yıl içinde dağılacağı öngörüldü. Gerekçe olarak Avrupa genelindeki ülkelerin çıkarlarının birbiriyle çatışması ve AB’nin 28 üyesine yönelik uygulanabilecek ortak bir politikanın var olmaması gösterildi. Düşünce kuruluşu ayrıca, Avrupa’da artacak milliyetçiliğin de AB içinde ciddi çatlaklara yol açacağını belirtti. Stratfor’un bu yıl 5′incisi yayımlanan raporunda çöküşe geçecekler arasında Rusya da gösterildi. “Ukrayna krizinin önümüzdeki yıllarda da küresel politikanın merkezinde kalmaya devam edeceği” kaydedilen raporda, Rusya’nın enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan dolayı çevresindeki ülkelerle ekonomik bağlarının zayıflayacağı bildirildi. Rusya’nın ayrıca Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’daki kontrol gücünü de kaybedeceği belirtildi.

Raporda Türkiye hakkında öngörülere yer verildi. Buna göre Türkiye önümüzdeki 10 yıl içerisinde yükselişini sürdürmeye devam edecek. Türkiye’nin bölgesel büyük bir güç olarak ortaya çıkacağını savunan Stratfor “Türkiye’nin gücünü ticari ve siyasi olarak kuzeye yansıttığını elbette öngörebiliyoruz. Ayrıca AB parçalara ayrılır ve tek tek ekonomiler zayıflar ya da bazı ülkeler Doğu’ya yönelirken Türkiye bunu yapabilecek tek güç olarak kalıp, Balkanlar’daki varlığını artıracak” tahmininde bulundu. Stratfor’un raporunda ABD’nin ise dünyanın en büyük gücü olmaya devam edeceği vurgulandı.

SABAH

ABD ile Küba arasındaki normalleşme süreci

ABD ile Küba arasındaki normalleşme süreci
Obama yönetimi 2014 yılının sonuna doğru, tarihi bir karar alarak, 50 yılı aşkın sürenin ardından Küba ile ilişkilerin normalleştirilmesi yönünde bir adım atmıştı. Bu kapsamda ABD ve Küba heyetleri geçen ay Havana’da bir araya gelmişti. ABD-Küba görüşmelerinin ikinci turu ise bugün ABD’nin başkenti Washington’da yapıldı.

Toplantılarda ABD heyetine, Dışişleri Bakanlığı Batı Hemisfer’den sorumlu Müsteşar Yardımcısı Roberta Jacobson başkanlık ederken, Küba tarafına ise ABD ile İlişkiler Direktörü Josefina Vidal liderlik etti.

Jacobson, görüşmelerin sonunda düzenlenen basın toplantısında, diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi için yapılan görüşmelerde ilerleme sağlandığını söyledi. Bir gün süren görüşmeleri “verimli ve ümit verici” olarak tanımlayan Jacobson, iki ülke heyetlerinin önümüzdeki haftalarda Küba’nın internet bağlantısının kapasitesini artırma da dahil birçok konuyu ele alacakları toplantılar yapacaklarını aktardı. Ancak Jacobson görüşmelerin yapılacağı tarih hakkında bilgi vermedi.

ABD, diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesi kapsamında iki ülkece karşılıklı büyükelçiliklerin açılmasını 10-11 Nisan tarihlerinde Panama’da yapılacak Amerika ülkeleri zirvesi öncesinde gerçekleştirmek istiyor. Zirveye, ABD Başkanı Barack Obama ile Küba Devlet Başkanı Raul Castro’nun da katılması bekleniyor.

Washington tarafı, Obama ile Castro’nun, iki ülke arasındaki buzların eriyeceği mesajını verdikleri 17 Aralık’taki açıklamalarının ardından ilk kez bir araya gelebilecek olmaları nedeniyle zirve öncesinde karşılıklı büyükelçiliklerin faaliyete başlamasında ısrarcı.

Roberta Jacobson, basın toplantısında, büyükelçiliklerin Panama’daki zirveye kadar açılmasını bekleyip beklemediğinin sorulması üzerine, “Amerika zirvesinin yapılacağı zamana kadar bunu başarabileceğimizi düşünüyorum” ifadesini kullandı.

“GÖRÜŞMELERDE OLUMLU GELİŞME KAYDEDİLDİ”

Küba heyetine başkanlık eden Josefina Vidal da görüşmelerde “olumlu gelişme” kaydedildiğini vurguladı.

Bir soru üzerine, ABD’nin Küba’yı terörizme destek veren ülkeler listesinden çıkarmasının diplomatik ilişkilerin yeniden tesis edilmesinde “ön koşul” olmadığını ifade eden Vidal, “Ancak bu, Küba için çok önemli bir konu. Küba için önceliği olan bir konu” dedi.

Küba, 1982 yılından bu yana ABD’nin terörizme sponsor ülkeler listesinde yer alıyor. ABD Başkanı Barack Obama, iki ülke ilişkilerin normalleşmesinin önemli bir adımı olarak, Dışişleri Bakanlığı’na Küba’nın bu konudaki konumuna yönelik bir gözden geçirme yapması ve 6 ay içinde rapor sunmasını istemişti.

ABD ve Küba arasındaki ilişkiler Fidel Castro’nun 1959′da ABD destekli Fulgencio Batista rejimini devirmesi sonucu yönetime gelmesiyle bozulmaya başladı. Taraflar arasında başlayan gerginlik, ABD’nin Küba’ya 1960′tan bu yana ticari ambargo uygulamasına neden olmuş ve iki ülke ilişkileri 1961′de kesilmişti.

TRT

Putin beni öldürecek diyen lidere suikast

Putin beni öldürecek diyen lidere suikast
Pazar günü Ukrayna’daki savaşın protesto edileceği büyük bir gösteriye hazırlanan muhalif lider Boris Nemtsov, Rusya’nın başkenti Moskova’da öldürüldü. Rusya Soruşturma Komitesi, Bolshoi Moskvoretsky Köprüsü’nde yürüyen 55 yaşındaki Nemtsov’a bir araçtan 7-8 el ateş açıldığını belirtti. İçişleri Bakanlığı ise 23.40′ta 4 kurşunun Nemtsov’a arkadan isabet ettiğini açıkladı.

Saldırganın kimliği henüz belirlenemedi. Doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e bağlı olan Rusya Soruşturma Komitesi, en deneyimli dedektiflerin olayla ilgili görevlendirildiğini belirtti.

VLADİMİR PUTİN’DEN KINAMA

Putin’in sözcüsü Dimitri Peskov, cinayetin bir kiralık katil tarafından işlendiği yönünde izler bulunduğunu söyledi. Putin’in cinayeti kınadığını belirten Peskov, cinayetin bir provokasyon olabileceğini ifade etti. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Yelena Alekseyeva ise Nemtsov’un vurulduğu sırada birlikte yürüdüğü Ukraynalı kadının sorgulandığını açıkladı.

“PUTİN BENİ ÖLDÜRECEK” DEMİŞTİ

Nemtsov, Ukrayna’daki çatışmalardaki tutumu nedeniyle karşı geldiği Putin’in kendisinin ölümünü isteyebileceğinden endişelendiğini söylemişti.

2000-2004 arasında Putin’in altında Başbakanlık yapan muhalif lider Mikhail Kasyanov, Nemtsov’un gerçek için savaştığını söyledi. ”Muhalif bir liderin Kremlin’in duvarlarının dibinde vurulması hayallerin ötesinde. Tek bir şey söylenebilir: Gerçeği söylediği için vuruldu” dedi.

NEMTSOV KİMDİR?

Nizhny Novgorod kentinde valilik yaparak siyasi kariyerine başlayan Nemtsov, 1990′lı yılların sonunda Boris Yeltsin’in devlet başkanlığı sırasında başbakan yardımcısı olmuştu.

Nemtsov, 2003′te parlamentodan ayrıldıktan sonra pek çok muhalif oluşumu kurdu ve onlara liderlik yaptı. Boris Nemtsov, 2011-2012 kışında Putin’e karşı düzenlenen büyük protesto gösterilerinin önemli liderlerindendi.

Uzay Yolunun Mr. Spockı yaşamını yitirdi

Uzay Yolunun Mr. Spockı yaşamını yitirdi
Toplum, TV denen o sihirli araçla yeni tanışıyor ve acemilikle karışık, herkes sanki çocukluğunu en baştan yaşıyordu. ‘Uzay Yolu’ işte bu dönemin en fantastik serüveniydi. Bırakın yurtdışına gitmeyi (malum, 70 sent’e muhtaç olduğumuz yıllardı), yazları tatile bile gidemeyen bir memleketin çocuklarına oturma odasından uzaya açılma fırsatı taşıyordu.

Mr. Spock ise evrenin sonsuz boşluğunda dolaşıp duran Atılgan ahalisinin belki tek ‘öteki’siydi. ‘Volkan’lıydı, sivri kulaklarıyla fiziksel farklılığı vardı ama asıl olarak saf aklın temsilcisiydi. Gemi sakinleri sonuçta insandı ve duygusallıkları uzay armonisi içinde sorun yaratabilirdi. Ama onun her şeyi akıl ve bilim süzgecinden geçiren tavrı, Atılgan’ın komuta kademesinin en üstündeki kişi olan Kaptan Kirk’ün verdiği kararlara gerektiğinde “Mantıksız Kaptan” diyerek karşı çıkışları, hele hele bugünden bakıldığında ‘Biat kültürü’ içinde nerdeyse ‘anarşizan’ karşı koyuşlardı!

Ezcümle Kaptan Kirk’ü, Dr. McCoy’u, Yüzbaşı Uhura’sı, Scotty’si, Mr. Sulu’su, Chekov’u derken, bir tür ‘Dream Team’ olan Atılgan kadrosunun sanki en has elemanıydı. En azından benim için… Ayrıca o dönem TRT çatısı altında görev yapan muhteşem bir Türkçe seslendirme kadrosu vardı ve ‘Mr. Spock’ı daha bir sevmemize, ‘rahmetli’ Erol Amaç’ın kendine özgü tok sesi de katkıda bulunuyordu.

Bu olağanüstü karakteri bütün dünyanın görsel ve zihinsel hafızasına, hiç çıkmamacasına yerleştiren Leonard Nimoy, 83 yaşında aramızdan ayrıldı. Nimoy, nasıl derler komple bir sanatçıydı; oyunculuğu kadar yönetmenliği de vardı. Hatta ‘Uzay Yolu’nun sinema versiyonlarından bazılarına imza attı. Ama bu kulvarda en çok, başrollerini Tom Selleck, Steve Guttenberg ve Ted Danson’ın paylaştığı bir Fransız filminin yeniden çevrimi olan ‘Üç Adam ve Bir Bebek’le dikkatleri çekti.
Oyuncu olarak son kez yeni neslin ‘Uzay Yolu’nda (‘Star Trek Into Darkness’), ‘Ustalara Saygı’ kabilinden suretine rastlamıştık… Onun aramızdan ayrılması, kendi deyişiyle alabildiğine ‘mantıksız’ gelişme. Zaten ayrıldığı da iddia edilemez, o insanlık tarihinin silinemez parçalarından biri artık. Bize düşense ‘Öte dünya’dan önce başka dünyaların kâşifi ve temsilcisine küçük bir veda seslenişinde bulunmak: “Güle güle Mr. Spock, güle güle Leonard Nimoy…”

HÜRRİYET

Türk vekilden çok konuşulacak pozlar!

Türk vekilden çok konuşulacak pozlar!
Ayrılıkçı Flaman partisi Yeni Flaman İttifakı (N-VA) üyesi olan 35 yaşındaki Demir’in fotoğrafları giydiği şık ve dekolte giysilerin yanı sıra çekimlerin Federal Meclis’in çeşitli bölümlerinde yapılması nedeniyle de ilgi çekti.

P-Magazine, ilk kez bir siyasinin bu tarz bir çekimle kapak olmayı kabul etmesini “tarihi” olarak değerlendirdi.

Demir’in kapak olduğu sayının tanıtımı derginin twitter hesabından, “Parlamentonun gerçek bombası” ifadeleriyle duyuruldu.

Demir fotoğraflarla ilgili olarak basına yaptığı açıklamada, “Tabuları kırma konusunda sorunum yok. Bunu yapmaya cesaret eden ilk kişi ben oldum” dedi. Demir toplum nezdindeki kredibilitesi hakkında ise “Herkes benim kim olduğumu biliyor ve pozisyonlarımın farkındalar. Bu hikayenin peşimden geleceğini düşünmüyorum. Aldığım tepkiler olumlu” diye konuştu.

Federal Meclis Başkanı Siegfried Bracke, parlamento binasında yapılan çekimlerin sorun yaratacak nitelikte olmadığını belirterek, “İlginç bir söyleşi, güzel bir kadının fotoğrafları. Bununla ilgili herhangi bir sorunum yok” dedi.

HÜRRİYET