Gülenden cemaatine dik durun mesajı!

Gülenden cemaatine dik durun mesajı!
Fethullah Gülen’in “411. Nağme: Utanacak İş Yapmadınız; Dimdik Durun ve Âhirete Alacaklı Gidin!..” başlıklı yeni sohbeti yayınlandı.

İşte Gülen’in herkul.org’da yayınlanan yeni sohbeti:

Değerli dostlar,

Değişik vesilelerle ifade ettiğimiz gibi, sadece Bamteli sohbetlerini değil bir ders ya da kısa bir hasbihal anında kaydettiğimiz sözleri de sizlerle paylaşmaya çalışıyoruz. Burada hayatın günlük akışı içerisinde muhterem Hocamızın herhangi bir vesileyle dile getirdiği hakikat damlalarını ne ölçüde muhafaza edebilirsek o şekilde size de ulaştırma gayretindeyiz. Her zaman aynı mekânda ve şartlarda gerçekleşmeyen kısa hasbihalleri dahi herkesin istifadesine sunmaya çalışırken bazen sadece yazı, kimi zaman ses, yer yer de görüntü kaydına muvaffak olabiliyoruz. Bütün bunlar esnasında muhterem Hocamızı rahatsız etmemeye ve onun hayatını tahdit altına almamaya azami özen gösteriyoruz. Dolayısıyla bazen bir pervane vızıltısına, kimi zaman bir makinenin cızırtısına, yer yer de klimanın uğultusuna razı oluyoruz. Sohbetlerde dip seslere sebebiyet veren bu arızî durumlara rağmen, o anki imkânlarımız yazı, ses ya da görüntüden hangisine ne ölçüde müsaade ederse, o suretle kayıt altına alıp neşretmeye çabalıyoruz.

İnşaallah, bundan sonra portatif kameramızı daha fazla kullanma ve Cenâb-ı Hakk’ın lütfedeceği sohbet-i Canan nağmelerini daha güzel aktarma azmindeyiz. Gayret bizden, tevfik Allah’tan.

Bu cümleden olarak, ses dosyasının yanı sıra, -çok kaliteli olmasa da- görüntülü şekilde de arz edeceğimiz -dün akşamki sohbetten müteşekkil- bu “nağme”de Muhterem Hocamız şu hususlara değiniyor:

ARINMA KURNALARI

*Manevî hayatımız itibarıyla, tevbelerimiz, inâbelerimiz, evbelerimiz bizi arındırır. El verir ki yürekten olsun. Üstümüze, başımıza sıçrattığımız şeyleri bir daha sıçratmama adına kemâl-i ciddiyet ile, hatta kemâl-i cinnetle (tastamam delice) bir hassasiyet yaşayalım.

*Vehme ve vesveseye düşmemek ama o kadar arınma aşığı ve meftûnu olmak.. hayalimizden geçen şeyler karşısında bile fevkalade duyarlı olup hemen bir arınma kurnasına koşmak lazım. Beş vakit namaz bu mevzuda arındırıcı bir kurnadır. Tevbeler, istiğfarlar, inâbeler, evbeler bu mevzuda arındırıcı bir kurnadır. Hatta çok defa verdiğiniz sadakalar bu mevzuda arındırıcı kurnadır. Din-i Mübin-i İslam’ın i’lâsı adına Rûh-u Revân-ı Muhammedî’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) şehbal açması adına ortaya koyacağınız gayretler birer arındırıcı kurnadır, tereddüdünüz olmasın. Bunların hepsini birden kullanan insan pîr u pâk olur inşaallahu teâla.

TEMİZLİK KONUSUNDA DİK DURMAK LAZIM

*Evet, temizlik mevzuunda fevkalade bir hassasiyete sahip olmalı. Ben cinnet dedim, siz onu ciddiyet olarak ele alabilirsiniz. Bu mevzuda çok ciddi olmak ve dik durmak lazım. Siz dik durduktan sonra, el-âlem size ne derse desin.

HAZRETİ ÖMER UFKU VE HAZRETİ HALİD’İN HAKPERESTLİĞİ

*Hazreti Ömer (radıyallahu anh) ordunun başından ayrılıp Kâbe’ye Hacca gitmesinden dolayı Hazreti Halid’e (radıyallahu anh) tevbihte bulunmuştu. “Senin ordunun başında bulunman, Kâbe’ye gitmenden daha önemlidir.” Bu önemi çok iyi kavramış olan otuz küsur Osmanlı hükümdarından hiç birisi Hacca gitmemiştir. Hac farz olmamış mı onlara? Olmuştur! Fakat şayet daha büyük bir farz varsa, milletin vahdeti bahis mevzu ise, o millete karşı değişik milletler diş biliyorsa, orada onlara karşı bir tavır belirlemek ve başında bulunulması gerekli olan bir toplumun başında bulunmak ondan çok önemlidir.

HALK BÜTÜN ZAFERLERİ SENİN ŞAHSINDA BULUYOR AMA…

*Halid b. Velid cihan çapında bir kumandandı. Allah (celle celâluhu), iki büyük imparatorluğu onun kılıcıyla dize getirmişti. Asker, başında Halid’i görmeyince bir yere hareket etmeyecek derecede ona bağlanmıştı. Bununla beraber, Yermuk muharebesi gibi Müslümanların ölüm-kalım mücadelesi verdiği bir sırada, Halife Hazreti Ömer (radıyallâhu anh) onu azletmişti. Emri tebliğ vazifesi kendisine verilen Muhammed b. Mesleme, Hazreti Halid’in başındaki sarığı boynuna takıp onu bu hâlde halifenin huzuruna getirivermişti. Hazreti Ömer “Halid! Allah şahit ki seni çok seviyorum. Ama halk bütün zaferleri senin şahsında buluyor. Hâlbuki bize bu zaferleri ihsan eden Allah’tır. İnsanların şirke düşmesine meydan vermek istemiyorum. Ve bunun için de seni kumandanlıktan azlediyorum.” demişti.

*İnsanlara baş olmaya ve toplumda baş olarak bir şeyler yapmaya değil, Allah nezdinde baş olmaya ve nezd-i ulûhiyette o maiyyete ermeye bakmak lazım!

ALINLARINIZ AÇIK, YÜZLERİNİZ AK; DİMDİK DURUN!..

*Siz hizmet çizginiz açısından üzerinize düşenleri yaparken, bir taraftan yapamayan insanlar size takılacaktır. Bir taraftan yapıp yapıp da aynı ölçüde yapamayanlar haset edeceklerdir. “Bunlar olmasaydı da biz olsaydık!” diyeceklerdir. Belli bir süre, sizin gücünüzü de yanlarına alma lüzumundan dolayı, desteğinizi alma stratejisiyle size bir şey demeyeceklerdir. Fakat iş bir kerteye gelecektir ki, orada haset hortlayacaktır. Size demedik şey bırakmayacaklardır.

*Fakat size bugüne kadar “hırsız” demediler değil mi? Hepiniz böyle alnı açık, yüzü ak! Elhamdulillah! Bize “hırsız” demediler. “İrtikâp yaptı” demediler, elhamdulillah! “İhtilasta bulundu” demediler. “İhaleye fesat karıştırdı” demediler. “Yakınlarını kayırdı” demediler. “Bir şirzime-i kalîl yeniyetmelerle işe vaziyet etti” demediler. Ne dediler? Âlemin güleceği şeyleri söylediler.

*Öyle şeyler diyorlar ki, 160 küsur ülkede, 20 küsur senedir sizinle oturup kalkan insanlar, bunların dediklerinin öşrünü size söylemediler. Ama ben bir şey söyleyeyim size.. hem de vallahi, billahi, tallahi ile söyleyeyim: Yirmi sene değil, yirmi ay değil, yirmi hafta değil, yirmi saat de değil.. sizinle (bir müddet) oturup kalkmamış, gece hayatınızı bilmeyen, Allah’la münasebetinizi bilmeyen, Peygamberle münasebetinizi bilmeyen; teheccüdü kaçırmayı büyük bir günah sayan, tevbe etmediğiniz günü boş geçmiş sayan sizi bu yanlarınızla bilmeyen bir kısım densizler size “haşhaşi” diyorlar, size “çete” diyorlar, size “örgüt” diyorlar, size bir şeye talip nazarıyla bakıyorlar. Bunlar, bu komik iddialarıyla o 160 küsur ülkede insanların gülmesine sebebiyet veriyorlar.

CENÂB-I HAKK’IN LÜTFETTİĞİ YOLDA DOSDOĞRU YÜRÜYÜN!..

*Siz itibarınıza -Allah’ın izni ve inayetiyle- toz kondurmamış iseniz şayet, yer ve konum itibarıyla “devletin malı deniz, yemeyen…” dememiş iseniz şayet, bence bir ayıp işlememişsiniz! Hiç utanmayın! Daima dimdik durun, Allah’ın izni ve inayetiyle.. ve Cenâb-ı Hakk’ın size lütfettiği doğru bildiğiniz o yolda dosdoğru yürüyün. Yürüyün, zira o yol Hazreti Rasûl-ü Zîşân’ın şehrâhıdır, yürüdüğü yoldur.

*Evet, yaptığınız şeyler arasında sizi Allah (celle celalühu) huzurunda ve Rasûlullah (aleyhissalatü vesselam) karşısında mahcup edecek bir durum yoksa, bence dimdik durun. El-âlem gülünecek halini setretmeye çalışsın, sizin gülünecek ve ayıplanacak haliniz yok, Allah’ın izni ve inayetiyle.

*Hallerine gülünecek insanlar, başkalarına gülmekle müteselli olurlar. Başkalarını tecrîm etmek suretiyle kusurlarını örtmeye çalışırlar. Maşerî vicdandan silinmesi mümkün olmayan haramilikleri, hırsızlıkları, irtikâpları ve ihtilasları, fevkaladeden gündemler oluşturmak suretiyle, halka unutturacaklarını zannederler. Hâlbuki hiç farkında değiller; her söylediklerinde, bu levsiyât ve bu mesâvî, halkın nöronlarında bir kere daha canlanıyor.

*Her şeye rağmen, yaptığınız kat kat iyiliğin sıfırını bile göstermeyen, aksine size kötülük yapan kimselere karşı dahi tavır almamalı, onlara aynıyla mukabelede bulunmamalısınız. Sürekli alacaklı olmalı, fakat alacaklı olduğunuz şeyleri asla talep etmemelisiniz. Bu civanmertliği öyle tabiatınız haline getirmelisiniz ki, öteye de alacaklı olarak gitmeli ve orada insanlardan hak talep etmemek suretiyle bir kere daha civanmertlik sergilemelisiniz.

NATO boru hattı patladı E-5 trafiğe kapandı

NATO boru hattı patladı E-5 trafiğe kapandı
Yaklaşık altı aydan bu yana devam eden Atatürk Havalimanı’ndaki onarım ve yenileme projesi kapsamında, bugün karayoluna yakın bir bölgede fore kazık olarak tabir edilen çalışma sırasında yakıt borusu patladı.

Edinilen bilgiye göre çalışma yapan ekibin yeri yanlış tespit etmesi sonucu fore kazık çakılması sırasında NATO hattı denilen bölümden yakıt sızmaya başladı. Kısa sürede E-5 olarak bilinen karayoluna sızan yakıt alınan önlemler sonucu ana vanadan kapatıldı. Bu arada yakıtın yola akması sonucu trafik tek şerite indirildi. Sefaköy- Yenibosna istikametinde trafik uzun süre tek şerit olarak kullanıldı. Yetkililer gerekli incelemelerin başlatıldığın uçaklarla ilgili olarak her hangi bir yakıt sıkıntının yaşanmadığını bildirdiler.

Erdoğana borcunu ödemeyen oğluymuş

Erdoğana borcunu ödemeyen oğluymuş
12. Cumhurbaşkanı Seçim sonuçlarına ilişkin YSK kararı 13 gün gecikmeli olarak Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlandı.

Yayınlanan kararın ekinde seçimleri kazanan Tayyip Erdoğan’ın mal bildirimine ilişkin bilgiler de yer aldı.

500 BİN TL’NİN SIRRI

Yayınlanan mal bildirimine göre Erdoğan’ın Güneysu, Dumankaya Köyü 2 bin metre kare bir arazisi.
234 bin TL değerinde  2011 model AUDİ A8 marka otomobili.

Çeşitli bankalardaki TL ve ABD doları cinsindeki nakit para miktarına da yer verildi.

Mal varlığındaki en dikkat çeken ayrıntı ise Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın babasına 500 bin TL borçlu olduğu belirtildi.

Önceki mal bildiriminde “500 bin lira alacaklı” olduğu bilgisi yer alırken, kimden alacaklı olduğu yazılmamıştı. 

Erdoğanı Çankayada atlı birlikler karşıladı

Erdoğanı Çankayada atlı birlikler karşıladı
12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan devir teslim töreni için Çankaya Köşkü’ne geldi.

Erdoğan’ın aracını Çankaya Köşkü girişinde atlı birlikler karşıladı.

Atlı birlikler eşliğinde giriş yapan Erdoğan’ı Köşk kapısında 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrunnisa Gül karşıladı.

Tören alanında İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından halef selef cumhurbaşkanları Çankaya köşkü’ne girdi.

Ege Denizinde 55 büyüklüğünde deprem

Ege Denizinde 55 büyüklüğünde deprem
Yunanistan açıklarında 5,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Ulusal Deprem İzleme Merkezi’nin verilerine göre, deprem saat 06.45′te, Milos (Değirmenlik) Adası yakınlarında, yerin 10 kilometre derinliğinde gerçekleşti.

Öcalan: MİTle anlaştık özerklik olacak!

Öcalan: MİTle anlaştık özerklik olacak!
Abdullah Öcalan’ın BDP/HDP heyetleriyle yaptığı görüşmelere ait olduğu ileri sürülen tutanakların ikinci kısmı da yayınlandı. Tutanaklarda Öcalan’ın Suriye’deki özerk/kanton bölgelerin MİT heyetiyle planlandığını söylüyor. Öcalan, Suriye’de PYD’nin başrol oynayacağını belirtiyor.

Aydınlık gazetesinde yayımlanan İmralı tutanaklarının ayrıntıları şöyle:

Tutanaklarda, Abdullah Öcalan’ın BDP’lilere, Suriye konusunda da çarpıcı bilgiler verdiği ortaya çıktı. Öcalan, MİT heyetiyle Suriye üzerinde çalıştıklarını belirterek “Yeni oluşacak Suriye’de bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur, Kürtler, Aleviler hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre gibi özerk bölgeler” ifadelerini kullanmış.

PKK’nın Suriye kolu PYD, bu yılın başında 21 Ocak’ta Cizire’de, 27 Ocak’ta Kobani’de ve 29 Ocak’ta Kilis’in karşısına düşen Afrin’de özerk bölge kantonu ilan etti. Aydınlık’ın ele geçirdiği İmralı tutanakları, özerklik ilanının 5 ay öncesinde Abdullah Öcalan’ın Cizire, Afrin ve Kobani’de özerklik, kanton modeli önerdiğini de gösterdi.

İşte tutanaklarda yer alan ve Suriye’deki planlamanın iç yüzünü gösteren ilgili bölümler:

TUTANAKLAR VE HEYETTEKİLER

* 3 Nisan 2013 tarihindeki 4′üncü görüşme: Heyette BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan ve BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder yer aldı

* 14 Nisan 2013 tarihindeki 5′inci görüşme: Heyette Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder yer aldı

* 24 Haziran 2013 tarihindeki 7′nci görüşme:-Heyette Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan yer aldı

* 17 Ağustos 2013 tarihindeki 9′uncu görüşme: Heyette Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan yer aldı

NOT: Ara başlıklar tarafımızdan atılmıştır:

‘KANDİL SÖYLEDİKLERİMDEN YOLA ÇIKARAK BELLİ NOKTAYA GELDİ’

Kandil de askeri çizgiyi uygulayamıyor. Düşünüyor ama uygulayamıyor. “Bağlıyız” diyorlar; bağlılık sadece kendilerini güçlendirir aslında. Bakın Suriye’de olaylar başladığında Kandil’in herhangi bir kararı var mıydı? Her iki cepheye katılmadan, HPG’yi de orada özgün örgütleme kararları var mıydı? Eminim yoktu ama benim daha önceki, iki yıl önce söylediklerimden yola çıkarak belli noktaya getirdiler. Aslında Kandil’in bu konuda yaptığı fazla bir şey yok, fazla da yaratıcı olamadılar. Oradaki halkımız bana bağlıdır, onlar bu noktaya gelmesinde başat rol oynadılar.

‘HATAY’A DOĞRU İLERLEME OLABİLİR’

Haseke için söylüyorum: Çok önemlidir. Orayı ÖSO ya da Baas’a asla bırakmasınlar. Ele geçirirlerse katliam yaparlar. Haseke elden giderse sorumluluk onlardadır. Haseke için de bir öz savunma oluşmalı; sadece Kürtleri değil, oradaki Araplar ve Süryaniler dahil herkesin savunması yapılmalı. Sonra Hatay’a, Afrin’e doğru ilerleme olabilir.

‘MİT’LE KARAR ALACAĞIZ, ÖZERKLİK OLACAK’

Zaten önümüzdeki günlerde Suriye’deki duruma dair heyetle (Kendisiyle düzenli bir şekilde görüşen MİT Heyeti’ni kastediyor -Aydınlık) konuşacağız, bazı kararlar alacağız herhalde. Yeni oluşacak Suriye’de bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur, Kürtler, Aleviler hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre gibi özerk bölgeler.

(3 Nisan 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘KOBANİ, AFRİN, CİZİR’DE GEÇİCİ YÖNETİM OLUR, KANTON GİBİ’

Öcalan: Suriye’ye geçecektim. Dün heyetle tartıştım. Herhalde hayata geçer, MGK’da da tartışacaklar. Müslim geldi, bunu stratejik önemde görüyorlar, ben de önemli görüyorum. Bundan sonra şöyle olacak, bakın İsa Hüso’yu öldürdüler, Resulayn’a operasyon var, Suudi, Mısır’ı ve Nusra’yı destekliyor, Türkiye ile karşı karşıya gelmeleri olasıdır. Türkiye’nin Nusra’yı desteklemesi facia olur, herhalde desteklemiyorlar.

El Kaide saldırıları bitirilmeli, bitmezse facia olur. Orada Konseyin denetimi olur, geçici yönetim olur, kanton gibi, sonra da seçimler yapılır. Kobani, Afrin, El Cezir gibi bölgeler olur.

KCK’nin buraya müdahilliğiyle ilgili şöyle bir şey düşündük (MİT Heyeti ile mi düşünüldü?-Aydınlık). Burada doğrudan bizden bir arkadaşın üslenmesi olabilir.

Kamışlo, Efrin vb. de askeri değil siyasi üslenmeleri olur. Ama çok sıkı bir güvenlikleri olmalı, öldürülebilirler. İntizamlı bir kale gibi, şahsi değil kurul olarak çalışırlar. Bazıları falan gitti oraya ama onlar askeridir. KCK’den kim olabilir baksınlar, kadınlardan oraya uygun olan bir arkadaş iyidir.

(17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘SURİYE İÇİN HEYETLE (MİT) ÇALIŞIYORUZ’

Orada ayrıca eşbaşkan Asiye var. Kongra-Gel’in ağırlıklı çalışmaları oraya doğru kayar. Orada her şeye hâkim olacak, Türkiye, Suriye, ÖSO, PYD, KDP, YPG ile görüşmeler yapacak. Biz de Suriye için ortak proje açısından heyetle çalışıyoruz. Kapı da insani yardım için açık olacak. Olmazsa teslim olmak yok, sayı 50 bine çıkar, her köyün savunmasını yapar, savaşırlar. El Kaide falan vahşidir, çoluk çocuk kadın falan dinlemezler. Üçüncü yolun temsilcisi olarak Suriye Demokratik Birliği’ni oluştururlar, ÖSO’yla da görüşürler, Cenevre Konferansı’na da giderler. Biz de heyetle görüşürüz. Demokratik Suriye çözümüne böyle gidilir. Rusya, İran’la da görüşülür ama temel stratejik ittifak Türkiye iledir. Türkiye’ye öneriyoruz bunu. Sayın yetkili de bilsin artık onlar karar verirler. Barzani’den daha ilkeli bir ilişki olabilir. Zaten 900 km’lik sınır var, ekonomik, sosyal ilişkiler çok iyi gelişir. 900 km’lik sınır dostluk sınırı olur.

(17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘SALİH MÜSLİM TOYLUK YAPMASIN ÖZERKLİK İSTESİN’

Salih Müslim’e selam söyleyin o da toyluk yapmasın. Bayrağı indirdik, özerklik niyetimiz yok falan ne gerek var. Ya bayrağı asma ya da böyle yapma. Özerklik niye istemesin, isteyecek tabi. (2013 yılı Temmuz ayında Ceylanpınar’ın karşı tarafına PYD bayrağı asılınca Türk kamuoyu büyük tepki göstermiş, bunun üzerine PYD, bayrağı indirmek zorunda kalmıştı. Salih Müslim de konuyla ilgili açıklamasında “Özerklik gibi bir niyetlerinin olmadığını” söylemişti. Öcalan bu olaya 1 ay sonra tepki vermiş oluyor-Aydınlık) Pratik deneyimlerinizi biraz Salih Müslim’le paylaşın. Türkiye’ye gelip gidebilir. Kapılar da açılır. Eski Suriye’yi kimse kuramaz artık, biz de böyle bir Suriye’de yaşamayız. Abdulhalim Haddam vardı, yanılmıyorsam Paris’te yaşıyor, onunla da görüşülebilir. Ayrıca Mustafa Atlas vardı, eğer bir çizgileri, partileri varsa dikkate alınabilirler.

(17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘SALİH MÜSLİM’LE GÖRÜŞMEDİM’

Heyet: Başkanım Salih Müslim’in de geldiği falan yazıldı?

Öcalan: Yok öyle bir şey olmadı, ama belki ileride o da gelebilir.

(17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağından)

ANKARA, PYD’DEN MUHALEFETLE HAREKET ETMESİNİ İSTEMİŞ!

Heyet: Suriye’de savaş ağırlıklı olarak Kürdistan’a Rojava’ya kaydırılmak isteniyor. Şam’da Halep’te zorlanan muhalifler ve özellikle radikal dinci gruplar Kürdistan’da üstlenebilmek için saldırıyorlar, İsa Hüso (Aracına konulan bombanın patlaması sonucu öldürülen PYD’nin eski eşbaşkanlarından Kürt Yüksek Konseyi üyesi-Aydınlık) suikastını biliyorsunuzdur?

Öcalan: Evet duydum, tanışıyoruz. Nasıl olmuş?

Heyet: Rejim ve KDP işi olabilir deniyor. Yine Salih Müslim’in Türkiye ve İran ziyaretleri oldu.

Öcalan: Ne diyorlarmış PYD’ye.

Heyet: Türkiye PYD’nin Suriye muhalefetiyle birlikte hareket etmesini istiyor.

‘SURİYE’DE HOMOJEN YAŞAM MÜMKÜN DEĞİL’

Öcalan: Şimdi tabi devlet kendisini çatışmaya zorlayan durumların farkında değil, Reyhanlı gibi Kamışlo, Resulayn’a doğru aynı şeyleri kaydırmak istiyorlar. Bunu kararlaştırmışlar. KDP de Türkiye ve Suriye üzerinden hamle yapmak, El Partiyi hâkim kılmak istiyor, Suriye rejiminin de hesabına gelir bu.

Semelka hududunun kapatılması, peşmergenin yığılması falan, çok ciddi uyarmaları gerekir. Misliyle karşılık veririz denmeli. İsa Hüso olayı Sakine Cansız katliamı gibidir. Dedikleri gibi de olmuş olabilir belki. Araştırıp çıkarmalılar. Ailesine ve halkımıza başsağlığı diliyorum. Rojava’dakiler ilkeli yaklaşmalı, İsveç (Tutanaklarda İsveç olarak geçiyor, ancak İsviçre örneğini vermesi yüksek ihtimal-Aydınlık) gibi kantonlar, demokratik özerk bölgeler olur.

Hangi rejim olursa olsun, özerk yönetimler olacak artık. Başka çözüm yok, Suriye’de öyle homojen bir yapı ve yaşam mümkün değil artık. Salih bu çerçevede yaklaşmalı. Sizin de burada “Hükümet adım at” kampanyanıza bir anlam veremedim. (17 Ağustos 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘SINIRLARI ESNEKLEŞTİRİN’

Buradan hemen konferanslara geçiyorum:

1. Diyarbakır merkezlidir. Hizbullah, Burkay, murkay, kim istiyorsa gelir. Son aşamaya kadar görevini sürdürür bu konferans.

2. Ankara merkezli HDK’nın yapacağıdır. Ortaya çıkacak sol boşluğu çok iyi değerlendirmeleri gerekir. Yapamayanlar olursa genç sosyalist arkadaşları da katsınlar mutlaka.

3. Avrupa’da yapılacak olandır, çerçevesini belirtmiştim zaten.

‘SINIR ESNEK OLUR’

4. Hewler (Erbil) merkezli olanıdır. Çok önemlidir. Misakı Milli çerçevesinde yaklaşmalıdırlar. Suriye’dekiler de katılır; Araplar, Türkmenler, Süryaniler kim varsa. Sınırların değişiminden falan söz etmiyorum. İşte Zübeyir demişti; Hollanda-Belçika sınırı gibi esnek olur.

(3 Nisan 2013 tarihli görüşme tutanağından)

SURİYE SINIRI BRÜKSEL GİBİ OLUR

(Misak-ı Milli Komisyonu’nun kurulmasını önerdiği konuşmasında-Aydınlık) Aslında bu bir Türk-Kürt misakıdır ve birlikte kurtuluştur. Meclis bu misakı onayladı. Kürtler bölünmeyecekti ama ayırdılar. Bu sınırları değiştirmek artık öyle kolay değil ama sınırları faydaya çevirebiliriz. Ekonomik birlik, kardeşlik sınırına dönüştür. Suriye sınırı Brüksel gibi olur.

Heyet: Evet, Kürt bölgelerindeki bütün kapılar kapalı. Arap bölgelerindeki kapıları açık tuttular. Davutoğlu da kapıları yakın zamanda açmayı düşündüklerini söylemiş, zaten süreç gereği de böyle olacak demiş.

Öcalan: Kandil de bunu anlamalı. Tarihi bir ittifak doğuyor. Bütün Kürtler Türkiye ile sağlam bir ittifak kuracak. Ermeniler zaten bundan rahatsızlar. Misak-ı Milli Komisyonu bunu tartışacak. Türk-Kürt birliği olmadan kimse bölgede sağlam kalamaz. Ta Hititlerden beri bu ittifak vardır. Türkiye’deki Kürt sorununun çözümü eşittir Irak ve Suriye’deki hatta İran’daki sorunun çözümüdür. Bunun sonrası Ortadoğu demokratik ittifakıdır.

(24 Haziran 2013 tarihli görüşme tutanağından)

SURİYE’DE 40 BİN KİŞİLİK BİR GÜÇ İSTEDİ

Heyet: Sizin Suriye hakkında serzenişlerinizi Kandil’le paylaştık. Ta Tunus baharı başladığında meselenin Suriye’ye ve tüm Ortadoğu’ya olası yansımalarını hesapladıklarını, onunla eş zamanlı bir pratik geliştirdiklerini, sizin demokratik özerklik perspektifi temelli yaklaşımınızı hiç elden bırakmadıklarını, alan özgünlüğü bahsinde çok başarılı yürüdüklerini, şu anda 10 bine yakın bir gücün orada bulunduğunu, bunun çok kısa bir zaman içerisinde 20 binli rakamlara doğru evirilebileceğini aktardılar.

Öcalan: Tabi 30 bin de olabilir, 40 bin de olabilir. Peki, Haseke konusunda söylediklerimi aktardın mı? Ne düşünüyorlar?

Heyet: Aktardım. (…) İşin doğrusu Haseke’ye dikkat çekmemek için biraz temkinli yol almaya çalıştıkları izlenimini edindim.

Öcalan: Haseke’ye ilişkin biz bir şey yapamazsak faşistler yapacak. Aradaki şeritleri, kemerleri bir cephe şeklinde geliştirmek gerekiyor. Suriye’deki yurtseverler, mezhepler hepsi bu cepheye girecek. Demokratik Suriye temelinde olacak.

(14 Nisan 2013 tarihli görüşme tutanağından)

‘PYD KENDİ Ordu GÜCÜNÜ ARTIRACAK’

Öcalan: Ayrıca DTK Rojava’ya yardım konusunda utanç verici bir liyakat gösterdi. Kamyonlarla yardım gönderdiler. S. ve B. bana ‘biz dilenci değil devrimciyiz’ dediler. Bir de size özel aktarımlarım olacak, uygun görürseniz bir dahaki sefere S. Bey’e ya da P. Hanım’a söyleyeyim size aktarsınlar diyor.

Öcalan: Bu B. ile S.’ye cevaben bir şeyler söyleyeyim.

Heyet: Eleştirileri size değil Başkanım bizedir.

Öcalan: Öyle mi? S. ve B.’ye iletin; Suriye’deki uluslararası güçler iki kampı ayrı ayrı silahlandıracaklar. Biz kendi çıkarlarımız doğrultusunda gerekirse iki tarafla da ayrı ayrı taktik ittifaklar geliştirebiliriz. Süreç Suriye’de PYD çizgisinin doğruluğunu kanıtlamıştır.

Suriye’de çözüm PYD çizgisidir, herkes bunu daha iyi anlıyor artık. PYD çizgisi demokratiktir. Kendi Ordu güçlerini artıracaklar, ideolojik olarak güçlenecekler.

Ayrıca her açıdan BDP’den daha güçlüdürler, nedir öyle BDP yardım falan bekliyorlar. Öz imkânlarıyla savaş ekonomisi uygulayacaklar. Bizim Türkiye ile uzlaşmamız gelişirse Suriye’ye de yansır. Benim adıma bir perspektif halinde Suriye’ye bir mektup yazsınlar. Selamlarımı da iletiyorum

AYDINLIK